52 aktive Mitglieder
               
 
Beitrag gepostet am 09.02.12, 07:32 Nr.: 1 Antworten
 
tarihte bunlar da oldu...

KASAP STALİN'İN ZULMÜNDEN BİR NUMUNE

İnsanlık tarihinde nefret ettiğim insanların başında gelir o. Rus yazar Mişel Badiyef'in Komünistlerin Başına Gelenler adlı eserinde bu iğrenç adamın yaptıkların bir kısmına beraber bakalım: Stalin;
Lenin'in ölümünden sonra toplanan ve kendisini seçmeye karar veren
partinin ilk meclis üyelerinin hepsini idam etti. Kendisini tebrike
gelen işçi konfederasyon üyelerinin yüzde seksenini idam etti. 1936
anayasasını hazırlayan 27 kişilik komisyondan 15 üyesini katletti.
Komünist Parti Organizasyon işleri ile görevli 53 sekreterden 43 ünü
idam etti. Sovyet Kurucu Meclisinin 80 üyesinden 70'ini idam etti.
Kızılordudaki 5 mareşalden üçünü öldürttü.Ordu kumandanlarından yüzde
altmışını ve hükümet memurlarından otuz binini katletti..

Zaten Lenin de Maksim Gorki'ye yazdığı bir mektubunda şöyle dememiş miydi: "Dünyanın bir çeyreği komünist olsun diye, üç çeyreğini öldürmekten çekinmem…"

selam ve hürmetlerimle...


-----
Her bakan göremez, her gören mutlaka bakmistir...
0
 
Beitrag gepostet am 10.02.12, 08:59 @yusufbahri Nr.: 2 Antworten
 
tarihte bunlar da oldu...

ÖMER MUHTAR'IN AZMİ

Büyük mücahid Ömer el Muhtar(1858-1931) Faşist İtalyan işgalcilerine 20 sene kan kusturmuş büyük bir bahtiyardır. Kendisi hakkında detaylı bilgiyi İz bırakanlar köşemizde bulabilirsiniz. Burada allame Yusuf Kardavi'nin İman Ve Hayat
adlı eserinden bir alıntı nakledelim: Libyalı Ömer Muhtar İtalyan
sömürüsüne ve modern silahlarla teçhiz edilmiş ordularına, nerede ise
silahsız denebilecek bir avuç askeriyle karşı koydu. Uçağı at ile,
makineli tüfeği kılıçla savmaya çalıştı. Düşmanlarına acı darbeler
indirdi. Maddi kuvveti tükenmiş olmasına rağmen bir an dahi teslim
olmaya rıza göstermedi. İtalyanlara hep şöyle derdi: Makineli tüfek kılıcımı kırsa da, batıl hakkımı hiçbir zaman kıramayacaktır.

Sıtma hastalığına yakalanmıştı, her tarafı titriyordu. Buna rağmen mücahidlere şöyle dedi: Beni atımın sırtına bağlayın; sizinle savaşmaktan geri kalmayayım."Ruhu şad olsun…

ABD'DE İÇKİ YASAĞI

Üstad Bediüzzaman'ın, Allah Resulünün(SAV) risaletini ispat sadedinde söylediği şu sözü ne kadar isabetlidir: "Arkadaş!
Bilirsin ki, sigara gibi küçük bir âdeti, bir şeyi tiryakisinden
ref'etmek pek zahmettir. Hattâ büyük bir hâkim, büyük bir azim ile küçük
bir kavimde itiyad edilen bir hasleti kaldırmakta büyük müşkülata rast
gelir."

Toplumsal ıslahatlar kanun gücüyle sağlanmaz. İşte buna yakın tarihten güzel bir misal: ABD'de 1919
yılında 18. değişiklik önergesi ile ve akabinde Volstead kanunu ile
içki yasağı kabul edildi. Ülke kıyıdan ve havadan içki girişini önlemek
için ablukaya alındı. Başta basın yayın olmak üzere bütün imkanlar
seferber edildi. İçki aleyhinde propaganda için 60 milyon dolar harcandı. Çıkarılan kitap ve neşriyat 10 milyar sayfayı geçti. Bu müddet içinde 300 kişi de idam edildi. Yarım milyondan fazla kimse hapse girdi. Verilen para cezaları astronomik rakamlara
ulaştı. Bütün bu gayretler Amerikalı içki müptelalarını durdurmak şöyle
dursun kaçak olarak tüketilen içki tüketimi eskisine oranla iki kat
fazla çıkması üzerine 14 yıllık mücadeleden sonra hükümet geri adım
attı, 1933'de yasak kaldırıldı… (Geniş Bilgi için merhum allame Ebul Hasen En Nedvi'nin Müslümanların Gerilemesiyle Dünya Neler Kaybetti? adlı şaheserine bakabilirsiniz.)

İSLAM'IN KURDUĞU ATMOSFER

Leopolde Weiss Avusturya asıllı bir Yahudi iken İslam'la şereflenip Muhammed Esed adını almıştı. Bu ünlü düşünür ve gazeteci, Şam'da gördüğü bir manzarayı ünlü eseri Mekke'ye Giden Yol'da
şöyle anlatır: Şamlıların o ruhi istikrarlarına vâkıf oldum.
İçlerindeki güven ve huzuru dükkancıların, tüccarların birbirleri ile
olan muamelelerinde görmek mümkündür. Bunlar birbirlerinin
müşterilerini ayartmazlar. İçlerinde zerre kadar haset yok. Öyle ki işi
çıktığı zaman dükkan sahibi dükkanını komşusuna emanet eder, gider. Çok
gördüm, sahibi olmayan dükkanın kapısına bir müşteri gelir. Sahibi
gelinceye kadar beklesem mi, yoksa şu açık dükkana mı gitsem diye
tereddüt ederken komşu dükkanın sahibi atılır, müşteriye ihtiyacını
sorar. Ve komşusunun dükkanından müşteriye istediğini verir ve
parasını çekmecesine koyar. Bu nerede, Avrupa'daki durum nerede? Acaba
Avrupa'da bunun bir benzerini görebilir miyiz?

Not: Maalesef bizim de artık bu konuda Batılılardan bir farkımız kalmamıştır. Bunun mühim bir sebebini Üstad Bediüzzaman 1950'lerde kaleme aldığı bir mektubunda şöyle belirtir: Hem
yirmi seneden beri tahribkârane eşedd-i zulüm altında o derece ahlâk
bozulmuş ve metanet ve sadakat kaybolmuş ki, ondan belki de yirmiden
birisine itimad edilmez.

selam ve hürmetlerimle...


-----
Her bakan göremez, her gören mutlaka bakmistir...
0
 
Beitrag gepostet am 13.02.12, 08:35 @yusufbahri Nr.: 3 Antworten
 
tarihte bunlar da oldu...

TACINI TAHTINI SATAN KRAL

*** 1907 senesinin gazeteleri şu ilginç hadiseyi tarihe kaydettiler: Batı Afrika'da üzerinden Volta Nehri'nin geçtiği küçük Aysbonie ülkesinde hüküm süren Kral Yborshi tacını, tahtını, tebaasını, 30 kadar karısını, öldürme-bağışlama haklarını 1 milyon Frank karşılığında satışa çıkarmıştı. Kral'ın tahtı
da çok tuhaftı: Üst üste konmuş üç kafatası. Bunlar da yine
kafataslarından, kol ve ayak kemiklerden oluşan bir desteğe
oturtulmuştu. Müşteri çıkmadı…

HALLEY'İN GÖRÜLÜŞÜ 19 Mayıs 1910)

"Bediüzzaman,
3. Söz'de şöyle bir tespit yapar: "Evet, tam münevverü'l-kalb bir
âbidi, küre-i arz bomba olup patlasa, ihtimaldir ki, onu korkutmaz.
Belki, harika bir kudret-i Samedâniyeyi lezzetli bir hayretle
seyredecek. Fakat meşhur bir münevverü'l-akıl denilen kalbsiz bir fâsık
filozof ise, gökte bir kuyrukluyıldızı görse, yerde titrer, "Acaba bu serseri yıldız arzımıza çarpmasın mı?" der, evhama düşer. (Bir vakit böyle bir yıldızdan Amerika titredi. Çokları gece vakti hanelerini terk ettiler.)

Kısaca bu hadiseden bahsedelim: O zamanlar ki basında bu hadise ile alakalı şu bilgi var: "Dünyamıza süratle yaklaşmakta olan Halley Kuyruklu Yıldızının yarın Yeni Kaledonya semalarında çok belirgin bir şekilde görülebileceği söyleniyor. Kuyruğunun 23 Milyon kilometre olduğu tahmin edilen yıldızın, dünyamıza çarparak kıyametin kopmasına sebep olacağını iddia edenler hem kilise otoriteleri arasında, hem de bilim dünyasında hiç de az değildir.

İslam dünyasında ise halk ve din otoriteleri, Kur'an'ın; "Güneş, ay ve yıldızlar kendi yörüngelerinde birbirine çarpmadan hareket ederler" mealindeki ayet dolayısıyla Batılıların endişesini yersiz bulmaktadırlar.
Bazı Batı ülkelerinde halkın paniğe kapıldığı, mabedlere doluşup dua
ettikleri, bazılarının da son günlerini çılgınca eğlenerek geçirmek
istedikleri haber veriliyor.

İTALYA'NIN LİBYA TECAVÜZÜ VE PİERRE LOTİ

İtalya'nın 1911'de Libya'ya saldırısını ünlü Türk dostu Fransız yazar Pierre Loti "İtalia İllustrada" gazetesine şöyle yorumlamıştı:

"Bana İtalya'nın 'şanlı' teşebbüsü hakkında ne düşündüğümü soruyorsunuz. Ama ben, şan, şeref ve hakkın, kendi topraklarını kahramanca savunanlara ait olduğunu görüyorum. Türkler veya Araplar ani tecavüze uğramışlardır. Son derece küçük, kıyaslanamayacak kadar az bir kuvvetleri bulunduğu halde, makineli tüfeklerle yaylım ateşine tutulmuş, katliama uğramış ve ancak destanlarda rastlanan kahramanlıklar göstererek ölmüşlerdir. Şan ve şeref onlarındır. Zaten gerçek şan ve şeref tecavüz edenlerde, saldırgan fatihlerde olamaz."

TANK DENEN ZIRHLI OTOMOBİL

Tank'ın
savaş alanlarında ilk kullanımı 1916 senesinde oldu. O zamanın
gazeteleri bu ilginç araç hakkında insanı tebessüm ettiren şu izahı
veriyorlar: "Son iki gün içinde Almanlar sayısız denecek kadar çok ölü
verdiler. Ele geçirilen Alman siperleri cesetlerle dolu. Durumu
Anlaşmalı devletler lehine böylesine değiştiren olay, İngilizlerin "tank" dedikleri zırhlı otomobillerin kullanılmasıdır. Bu yeni zıhlı otomobiller tarih öncesi canavarlarına benziyor.

Bütün
engelleri aşıyor, ağaçları kibrit çöpü gibi kırıyor, ormanda kolayca
ilerliyor, çukurlardan kangurular gibi atlıyorlar. Bu canavarlara
kurşunda işlemiyor, karşılarına çıkanı ezip geçiyorlar."

KAYNAK

2O. Yüzyıl Ansiklopedisi-Tercüman Gazetesi Yayınları- İst–1990


selam ve hürmetlerimle...


-----
Her bakan göremez, her gören mutlaka bakmistir...
0
 
 
Antworten
Der Inhalt darf max. 30000 Zeichen lang sein!
 
tarihte bunlar da oldu...