77 aktive Mitglieder
               
 
Beitrag gepostet am 09.02.12, 07:29 Nr.: 1 Antworten
 
müslümanlarin tebligi ve nesri (dini yaymalari)

Bilindiği
gibi tebliğ iyiliği emretmek ve kötülükten menetmektir. Eğer bu görevi
yerine getiren bir topluluk yoksa bundan bütün müslümanlar mesuldürler. Ve
içinizden hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten meneden bir
cemaat bulunsun. İşte onlar kurtuluşa ve saadete erenlerdir. (Al-i
İmran–104).
Unutulmamalıdır ki insanın bu görevi getirmesi için mükemmel bir müslüman olması gerekmez. Kişinin önünde caiz olmayan bir iş yapılıyor da onu engellemeye gücü yetiyorsa o kötülüğü durdurmak o kişi üzerine vaciptir. Dinin
tebliğ ve neşri için gayret gösterenlerden Allah(c.c.) razı olsun,
idrak ve gayretlerini arttırsın âmin. Biz de bu bölümde asrısaadette
meydana gelmiş İslamın tebliğ ve neşri ile ilgili olaylardan bahsetmeye
çalışacağız.

Cahiliye devrinden beri Resul-i Ekrem’in dostu ve Ezd-i Şenue kabilesinin lideri olan Dımad b. Sa’lebe, Mekke’ye geldiğinde kendisine Hz. Muhammed’in deli olduğu söylenmişti. Dımad
tıpla meşgul olduğu için Hz. Peygamberin yanına koşup onu tedaviye
hazır olduğu söyleyince Hz. Peygamber ona şu cevabı vermişti: “Hamd O
Allah’a ki, her hamde layıktır. Biz her yardımı ondan dileriz. Onun
doğru yola ilettiğini kimse saptıramaz, saptırdığını kimse doğru yola
iletemez. Allah’tan başka bir ilah bulunmadığına ve Muhammed’in O’nun
elçisi olduğuna şehadet ederim.”

Dımad bu sözleri dinledikten sonra birkaç defa daha dinlemek istemiş, sonra da şu cevabı vermişti: “Ben
kâhinleri söz söylerken, sihirbazları efsunlarını okurken, şairleri
kasidelerini irad ederken dinledim. Fakat bu sözlerin benzerini
dinlemedim. Söylediklerin onların bütün sözlerinden daha yücedir. Bu
sözler, denizleri coşturacak sözlerdir. Bana elini ver, sana biat
edeyim.”

Hz. Peygamber, “Bütün kabilen adına bana biat eder misin?” Dımad bunu kabul etmiş ve bu sayede Dımad’ın bütün kabilesi müslüman olmuştu.

Müslümanlığa
düşmanken dost olanların yanında Kur’an’ı tesadüfen dinleyerek kalpleri
yumuşayanlar da vardı. Bedir savaşı esirlerinden olan Cübeyr b. Mut’im,

“Resulullah’tan ‘Acaba
onlar herhangi bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendileri mi
yaratıcıdırlar? Yoksa gökleri ve yerleri onlar mı yarattılar? Hayır,
onlar bir türlü anlayıp inanmazlar.’
mealindeki ayeti dinledikten sonra kalbimin uçtuğunu hissettim” demiştir.

İslam mürşit ve öğretmenlerinden olan Halid b. Said Sa’na”ya gönderilmişti. İslamı kabul eden ilk kişilerdendir. Habeşistan’a giden Müslümanlardan biri olan Halid’in besmeleyi kâğıt üzerine yazan ilk kişi olduğu da rivayet edilir.

Yine İslam mürşit ve öğretmenlerinden olan Cerir b. Abdullah Beceli de Zü’lkela-i Himyeri’ye gönderilmişti. Cerir, ashabın meşhurlarındandı. Zü’lkela bir zamanlar Himyerilerin yeriydi. Himyeri hanedanına mensup hükümdarlara yüz binlerce adam secde ederdi. Cerir, Zülke’la ahalisini müslümanlaştırmış, halk bu hadiseyi kutlamak için dört bin köleyi azad etmişti.

Kaynaklar:

1-Peygamberimizin Risaleti ve Şahsiyeti- Şibli Numani- Timaş Yayınları-İst–2004

2-Fezâil-i A’mal-Muhammed Zekeriya Kandehlevi-Gülistan Neşriyat- İst-

selam vr hürmetlerimle...



-----
Her bakan göremez, her gören mutlaka bakmistir...
0
 
 
Antworten
Der Inhalt darf max. 30000 Zeichen lang sein!
 
müslümanlarin tebligi ve nesri (dini ya...